Eminim her gayrimenkul danışmanı piyasa koşulları ne olursa olsun, kendi iş potansiyeli bundan etkilenmesin ister. 

Gayrimenkul piyasaları döngüsel iktisadî piyasalardır. 

Piyasadaki nakit bolluğu ve paranın maliyeti gayrimenkul sektörüne gösterilen ilgiyi belirler. 

Pek çok kez duyduğunuz alıcı ve satıcı piyasası tabirleri de bu döngülerin hangi aşamasında olduğumuzu belirler. 

Küresel ekonomik ve siyasal gelişmeler ve bunun ötesinde ulusal ekonomik ve siyasi olaylar ile şekillenen çok kırılgan bir gayrimenkul piyasamız var. 

Gelişmiş ülkelerde 5 hatta 10 yılda bir olan piyasa dönüşümleri bizde bir yıl içerisinde 3-4 defa olabilmekte… 

Türkiye tüm dünya ekonomistlerinin savunduğu doğruların aksi yönde hareketlerle çılgınca fikirlerin ve uygulamaların denendiği bir iktisadî laboratuvar adeta… 

Peki, bu realiteler ışığında bizler, birer gayrimenkul danışmanı olarak bu küresel ve ulusal, ekonomik ve siyasal döngülerden en az düzeyde nasıl etkileniriz? 

Gayrimenkul piyasasında temelde iki sebeple hareketler olur.  

Birincisi barınma ya da ticari faaliyet için bir ihtiyacı gidermek için alım ve satışlar olur. 

İkincisi ise, neredeyse 100 yıllık tarihinin 80 yıllık döneminde içimize işlemiş enflasyonkolik bir ekonomi sahibi olmanın etkisiyle, sahip olunan maddi varlıkların değerini koruyabilmek ve mümkünse bunlarla daha çok para kazanabilmek hedefli (para ile para kazanmak, rantiye) yatırım amaçlı hareketlerdir. 

İkinci seçenek dönem dönem çok büyük iş hacimlerine ulaşsa da bilinmezlik arttığında ve piyasalar soğuduğunda bıçak gibi kesilir.  

Bakarsınız dün sürekli gayrimenkul yatırımı yapmak isteyen kişiler; değer artışlarını, kira gelirlerini piyasa faiz oranları ve döviz dalgalanmaları ile kıyaslamaya; nakit olarak beklemenin yaklaşan kış için daha gerekli olabileceğine vb. göndermeler yapmaya başlarlar. 

Basit, bir bilinmeyenli denklem olarak ifade etmek gerekirse; Gayrimenkul piyasası (GMP), ihtiyaçlar ile yatırım amaçlı hareketlerin toplamından oluşur.  

GMP = Ax + B 

Bu denklemdeki A, piyasa faiz oranları ve öngörülebilirlik katsayısı (x) tarafından gücü belirlenen yatırım hareketlerini; B ise ihtiyaç amaçlı hareketleri ifade etmektedir. 

Demografik yapıdaki gelişmeler, insanların mecburî ya da keyfî yer değiştirmeleri, münferit ticarî fırsatlar, yaşanan finansal olumsuzluklar, uluslararası gelişmeler, ülke içi afetler vb. gibi sayılabilecek pek çok etken dolayısıyla gerek konut gerekse ticarî amaçlı kullanılacak mülklere bitmeyecek bir ihtiyaç durumu söz konusudur. 

Bu sebeple, bir gayrimenkul danışmanı odağına insanlara para kazandırmak ya da harcatmak amaçlı işlemler yerine; İHTİYAÇLARI ÇÖZMEK AMAÇLI DANIŞMANLIK FAALİYETLERİNİ KOYARSA yukarıda bahsettiğim, asla bitmeyecek bir pazara ve talep gücüne ulaşacaktır. 

Sektörde geçirdiğim 11 yılın üzerinde süre bana en az 5 defa bahsettiğim şekilde ihtiyaç odaklı gayrimenkul danışmanlığı faaliyetlerinin asla sırtının yere gelmeyeceğini ispat etti. 

Pek çok danışman kendilerine yeni yollar, rotalar hatta maceralar ararken; bir konuyu iyi bilmenin ve kendini sürekli güncel tutmanın gücüyle kendimin dahi şaşıracağı iş potansiyellerini tecrübe ettim. 

Kısacası, insanların sorunlarını çözmek, tüm sektörlerde olduğu gibi gayrimenkul danışmanlığında da size en büyük karşılıkları sağlayacaktır. 

Aklınızın bir köşesinde sürekli insanların gayrimenkul konusundaki ihtiyaçlarına odaklanmanın yer aldığı günler dilerim. 

Haftaya görüşmek üzere :)